| Mustafa Aslan: Yokuş Yukarı |
|
|
| Yazar Administrator | |
|
“Yokuş Yukarı,”
“Yokuş Yukarı”da tanıdık birçok adla karşılaşıyoruz. Onları “YAZI “Bu yazı kaçakçısı da neyin nesidir, bu da nereden çıktı?” diye sorabilirsiniz. Yanıtını aşağıdaki satırlarda bulacaksınız, yazı kaçakçısının ne demek olduğunu merak ediyorsanız. Aslında demokrasinin rafa kaldırıldığı ülkelerin hemen hemen hepsinde vardır, “yazı kaçakçıları.” Çevremize baktığımızda özellikle baskı dönemlerinde “yazı kaçakçısı” birileriyle karşılaşırız. DP’nin baskıları nedeniyle, kimi yazarlar gazete ve dergilerde gerçek adlarıyla yazı yazamıyorlar, özellikle “HABABAM SINIFI” DOĞUYOR Yokuş Yukarı’da Hababam Sınıfı’nın ilk nasıl yazılmaya başlanıldığı yazar tarafından şöyle anlatılır. “Çok güzel! Hemen başlayabilirsin! Adı ne olsun?” “Sözgelimi… Haytalar Sınıfı… Hababam Sınıfı… Daha… Daha…” “Hababam Sınıfı güzel!” Üç öykü yazıp masanın üzerine bırakıyorum. Hemen o hafta başlıyor bizim Hababam Sınıfı…” (s.84) “Hababam Sınıfı”nı Turhan Selçuk resimliyor. “Hababam Sınıfı” adıyla dizi arka arkaya her hafta yayımlanıyor. Hababam Sınıfı”nın sürmesini derginin sahibi İlhan Selçuk özellikle istiyor. Herkes “Hababam Sınıfı” nın yazarı Stepne’nin kim olduğunu merak eder. ABDÜLCANBAZ BİZİM ORADAN GEÇEMEZ Mİ? Turhan Selçuk, Abdülcanbaz’a serüven yazmasını ister, “ALİŞİM” ŞİİRİNİN YAZILIŞ ÖYKÜSÜ “Alişim” şiirinin yazılış öyküsünü biliyor musunuz? Sizi daha fazla meraklandırmadan “Alişim” şiirinin yazılış öyküsünü anlatayım. Şiirin öyküsü Niyazi Akıncıoğlu’na ait. Akıncıoğlu şiiri yazılmasına neden olan olayı anlatır. … “Bir işçi kasnağından fırlayan kayışa kolunu kaptırdı bir gün…” diye başlamıştı. “Eee?” diye sordum, “Ne oldu kolu?” “Ne olacak, kestiler!” “Fabrika ne yaptı?” “Ne yapacak… Bir rapor düzenlendi… “Niyazi be!” dedim.”Bana bu konuyu verir misin?” “Ne yapacaksın?” dedi gülerek. “Şiir yazacağım! Bir şairden konu istenmez ama…” (s.s. 10–11) Rıfat Ilgaz Niyazi Akıncıoğlu’ndan izin alarak “Alişim” şiirini yazar böylece. CAN YÜCEL’E YAKIŞAN Yapıtta, günümüze göre ilginç bölümlerden birisi, “… “Oğlum,” demiş, bu arabaya binmek ayıpsa ben de binmeyeyim bundan sonra!” (s.72) Sait Faik-Cahit Irgat çekişmesidir. Bu çekişmeler genellikle arkadaş toplantılarında olmaktadır. Ama sonuç kötü olmaz… “Sait bütün öfkesine karşın daha soğukkanlı görünüyordu: “Ne yapacaksın? “dedi.”Vuracak mısın yani?” Cahit ikinci hamlesini yaptı, kolunu bile kaldırdı, gelgelelim vuramıyordu. Sait’te kavgaya girmiş durum yoktu, biraz horozlanıyorsa da, ancak durumu kurtarmak içindi bu çabası.” (s. 53) Sait Faik’e takılanlardan birisi de Orhan Rıfat Ilgaz’ı daha iyi tanımak için gazete sahiplerinden Adnan Düvenci’ye verdiği yanıtı bilmek gerekir. Bu davranışını günümüz kalemleri de örnek alması gerekir. Gazete sahibinin kalemini satma teklifine verdiği yanıt şudur: “Bende satılık kalem yoktur. Sen kendine bir başka satılık yazar ara.” (s.133) Toplumumuzun belleğinin zayıflığından yakınırız hep. Oysa Yokuş Yukarı siyasal tarihimizin kadar olduğu kadar, basın ve yazın tarihimizin gizli kalan yanlarının aydınlatılmasına yarayacak önemli bir yapıt. Özellikle günümüz yazar, şair ve gazetecilerin “Yokuş Yukarı”yı kesinlikle okumaları gerekir. ----------------------------------------------------------------------------------------------------
*Yokuş Yukarı,
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




