| Hababam sınıfı ve Kabataş |
|
|
| Yazar Administrator | |
|
Hababam Sınıfı ve Kabataş Edebiyatımızın Lise dönemlerinizi anlatabilir misiniz? Nasıl bir Kabataş’ta okudunuz? Kabataş bir ekoldü. Kabataş Erkek Lisesi’nin öğretmenleri, birer profesörden çok daha üstün, çok dana donanımlı kişilerdi. Birçoğunun kitabı vardı. Astronomi hocamızın kitabı Türkiye çapında okutulurdu. Bu öğretmenlerle okuduk biz. Birinci sene bir süre gündüzcü okudum. Annem öğretmen olduğu için eve geç geliyordu. Babam da çok yoğundu. Çeşitli devlet kurumlarında misafir ediliyordu. Hastane, hapishane arasında. Yatılı okumam tercih edildi. Kalorifer yok, zor şartlar, hamam zorluğu var, bina eski tarihi bir bina olduğu için yatakhane buz gibi, koca bir salonda göstermelik bir soba var. Bazen yanar, bazen yanmaz. Sınıflarda sobalar var, yemekhanede şartlar karavana usulü... Bütün bunlara rağmen Kabataş dediğim gibi bir ekoldü. Disiplini çok iyiydi. Yatılı okumanın bir çok avantajı vardı. Yatılı olmanın getirdiği bir sahiplenme vardı. Gündüzcü olanlara biraz farklı bakılırdı. Daha çok sahiplendiniz değil mi okulu? Tabii. Mesela onlar gittiği zaman, "han" bize kalırdı. Gecenin getirdiği hala o hafif ince bir sızıdır. Işıklar yandığı zaman. İçime büyük bir yalnızlık çökerdi. Bu, yatılı okumanın getirdiği bir şeydi. Biz bize çok mutluyduk da, evden olmak kötüydü. Kabataş’ 1955 girişliyim. Yaz aylarında bugün bile baktığımda aynı hüznü hissederim. Vapurlarla kızlar geçerdi. Bizlere el sallarlardı, biz de onlara. Sonra etüde girerdik. Mesela Kör Salih diye bir kimya hocamız vardı. O kadar içten birisiydi ki. Hakikaten, öğretmenlerimiz ana-baba gibiydi bize karşı. Sorunlarımızla iç içe olurlardı. Ramses dediğimiz bir tarih hocamız vardı. Bir ders anlatırdı dolu dolu. Annem Atatürk Kız Lisesi’nin Müdür Muavini’ydi. Kabataş Erkek Lisesi öğrencisi olduğumuzu hissederdik. Onların okuluna girip çıkarken, farkı görürdüm. Tabi o da tarihi bir okul ama Kabataş Erkek Lisesi çok ayrı. İskenderun, Van, Kars’tan gelen yatılı arkadaşlar, Yunanistan’dan gelen öğrenci arkadaşlar vardı. Bütün o insanlarla aynı potada kaynayıp, sonra ayrılıp, bu ülkenin bir çok yerlerinde karşılaşmamız. Mesela Makine Kimya Endüstrisi’nin başında, 744 Kabataşlılığın yanı sıra bir de Kabataşlı babasısınız. Oğlunuzun Kabataş’ta okumasında etkiniz oldu mu? Evet oğlum Kerem de Kabataşlıydı. Her babanın amacı, oğlunu okuduğu okulda okutmaktır. Kerem de yatılı okudu. Şimdi benim gibi O da Kabataşlı olmaktan büyük onur duyuyor. Biz üç kuşak babamdan bana, benden Kerem’e Kabataşlıyız. Sayılı Babanız Hababam Sınıfı nasıl oldu? Ben Kabataş’ta olup bitenleri anlattıkça babam zaman zaman yazardı. Mesela, Bacak İsmail diye bir hocamız vardı. Beden Eğitimi hocasıydı. Aynen o da, "Ben bu vücudu spor sayesinde kazandım." derdi. Oysa kısa boylu ve sıska bir herifti. ÖVÜNSEK Mİ? Kerem de girdi sıraya Boğaziçi’nde bir lisede yatılı… Otuz yıl önce Yatıp kalkma zorunluluğundan Bu okulda okumuştu Torunumun babası da Biz hep böyle torun torba HABABAM SINIF’larında yetiştik Biraz başarı, biraz beceri, Kitabıma el basarım ki, doğru! Şimdi bu Kabataş adına yazılmış bir şiir. Oğlum Kerem’in okuduğu sıralarda Kabataş’ın müdürü bana; "Bu Kabataş Lisesi satılacak. Babana söyle yazılarında bu durumu ele alsın." dedi. Müdürün söylediğine göre, o dönemde okul binası Japonlara satılmaya çalışılıyormuş. Babam bu konuyu kaleme almıştı. Hababam Sınıfı kitabının son bölümünde de, Japonların okulu otel yapmak için yaptıkları çalışmalar anlatılıyor. İnek Şaban rüyasında görüyor olanları... KABATAŞ DERGİSİ - SAYI 1
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




