|
Kadir İncesu: ÇOK YAŞA HABABAM...
Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu'nun düzenlediği 'Ustalara Saygı' adlı etkinliğin on dokuzuncusu,
Rıfat Ilgaz için yapıldı.
Akatlar Kültür Merkezi'nde düzenlenen gece,
Aydın Ilgaz tarafından hazırlanan
Rıfat Ilgaz belgeselinin gösterimiyle başladı. Ustalara Saygı etkinliklerini düzenleyen ve yöneten
Faruk Şüyun ,
Rıfat Ilgaz için Ankara, İstanbul, İzmir ve Kastamonu’da düzenlenen 80. yaş kutlamalarında da bulunduğunu, bu durumun yaşamının sonuna kadar duyacağı
bir onur olduğunu belirterek, Ankara’daki kutlamalarda Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın,
Rıfat Ilgaz ’a plaket verdiği anı unutamadığını söyledi: “ Taze bakan Fikri Sağlar’ın verdiği ilk plaket
Rıfat Ilgaz ’aydı... Ankara Bulvar Palas Oteli’nin salonunda mütevazi bir törenle sunulmuştu, yıllarca onu reddeden devlet tarafından yazara...” Rıfat Ilgaz ’ın yakın dostlarından, 1956 ‘da çıkan Dolmuş dergisinin sahibi ve genel yayın yönetmeni İlhan Selçuk ise,
Rıfat Ilgaz ’la Dolmuş dergisi vasıtasıyla tanıştıklarını, sakıncalı olduğu için imzasız yazılar yazdığını hatırlatarak “
Rıfat Ilgaz ’ın şiirini, mizahını kavrayabilmek istiyorsak, insanlık tarihi, cumhuriyet tarihi ve yaşadığı ortam içinde değerlendirilmelidir. Yüreği ve aklı, insanlığa bu kadar aşılanmış bir insan az rastlanır.” Dedi.
Deniz Gökçer ve
Zeliha Berksoy ’un okuduğu
Rıfat Ilgaz şiirlerinden sonra
Tahsin Yücel söz aldı.
Tahsin Yücel ,
Rıfat Ilgaz ’ın yapıtlarında alabildiğine doğal, yalın
bir ses ve dile sahip olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “
Rıfat Ilgaz öykülerini, şiirlerini hep kendi sesiyle yazmış ve söylemiştir. Boşlukta konuşmayı sevmez. Yapıtları varla yok arası bir alay, incecik bir hüzünle örülüdür.” İlk kez Ulvi Uraz tarafından sahnelenen Hababam Sınıfı’nın Güdük Necmi’si Ahmet Gülhan ise, oyuna 21 günlük prova ile hazırlandıklarını, bütün provalar boyunca
Rıfat Ilgaz ’ında kendileriyle birlikte bulunduğunu ve sık sık ikaz ettiğini belirterek; “Hababam Sınıfı sadece bir güldürü değil, bir başkaldırı romanıdır. Hababam Sınıfı, okula indirgenmiş Türkiye’deki sınıf bilincinin yansımasıdır.”dedi. Ahmet Gülhan,
Rıfat Ilgaz ’ın 70. yaş gününde de okuduğu “Mıstabey” adlı şiiriyle konuşmasını bitirdi.
Genç mizahçılardan
Cihan Demirci ise; “
Rıfat Ilgaz ’ın mizahında kaynak neşe değil, hüzündür.
Rıfat Ilgaz adının günümüzdeki anlamı onurlu bir dik duruş, gerçek
bir aydın tipidir.” Dedi.
Badem Akustik Gitar ve gençlerden oluşan koronun söylediği türkülerden sonra 9 yaşındaki
Başak Merev ’in seslendirdiği “Ilgaz” adlı türkü ayakta alkışlandı.
Gecede son olarak
Aydın Ilgaz söz aldı.
Aydın Ilgaz , babasının yazdıkları ve düşünceleri nedeniyle sadece kendisinin değil, tüm ailesinin yaşamları boyunca çeşitli problemlerle karşılaştıklarını anlattı.
“Sınıf adlı şiir kitabı nedeniyle 1944 yılında tutuklanıp altı ay hapse mahkum edilen babam, 70 yaşına girdiği günlerde –29 Mayıs 1981- tekrar tutuklandı. Yıllarca izlendi, görevliler tarafından...
Ben, annem, kardeşim ve çocuklarım da babam gibi ‘sakıncalı’ muamelesi gördük.” dedi.
Aydın Ilgaz , konuşmasının sonunda
Rıfat Ilgaz ’ın “Bu da Bir Özgürlük Şiiri” ni okudu.
Bütün konuşmacıların katılımıyla İlhan Selçuk tarafından sahnede “Hababam Sınıfı’nın 50. Yılı” pastası kesildi.
Işıklar kapanıp, salonda kimse kalmadığında
Rıfat Ilgaz ’ın sesi yankılanıyordu duvarlarda: Tek suçunuz hür insanlar gibi konuşmak,
Kitaplar suç ortağınız!
13 Aralık 2006 - Evrensel
|