: : Çınar Yayınları

Anasayfa

Yayın Arama

Yayın / Yazar adı

Yayın türü:
 

Detaylı arama

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol


Hasan Akarsu: BURHAN SOLUKÇU" Yazdır E-posta
Hasan Akarsu: “ BURHAN SOLUKÇU "

 

Burhan Solukçu ünlü karikatürcümüz. Yazar, Kürşat Coşgun onun yaşamöyküsünü tanıtıyor bize. Sanatını ve kişiliğini, onun için yazılanları, ölümünden sonra anısına yapılan etkinlikleri yansıttığı gibi, önemli karikatürlerini, albümünden fotoğraflarını da sunuyor.         Kitabın başında, çizerimiz Turhan Selçuk, onunla ilgili görüşlerini belirtiyor: "Sağlam bir bakış açısına, sağlam bir kişiliğe sahipti. Toplumsal olaylar, ezilmiş halk, emekçi sınıflar onun başlıca konularıydı. Hayatı boyunca onları savundu, hakim güçleri eleştirdi. Kendisi de o ezilmiş sınıfın içindeydi, arasındaydı. Bu nedenle başarısı da, o orantıda yüksek ve etkili oldu. Saygın ve gerçek bir sanatçıydı Burhan Solukçu...Zonguldaklıydı. Zonguldak maden ocaklarında, diz boyu sular içinde soluk alıp verirken hastalandı ve işine son verildi... " (s.7)

 

Burhan Solukçu , 1950'lerden sonra güldürü yayıncılığının önemli dergilerinde görünüyor. Yaşantısı Zonguldak'ın madenciliğiyle bütünleşiyor. İlkokulu Zonguldak'ta okurken sınıf arkadaşı Mümtaz Soysal'la yarışıyor. Sonra 1941'de Ereğli Kömür İşletmeleri Sanat Okulu'na elektrikçi olarak yazılıyor. 1945'te okulu bitirerek bugünkü adı İncirliharmanı Kuyusu olan Kozlu Kuyu Fonsajı Mühendisliğinde göreve başlıyor. Her gün su içinde çalıştığı için 1946'da vereme yakalanıyor, sanatoryumlarda tedavi görüyor. Resim sanatına düşkünlüğü olduğu için Halkevi'nin resim kurslarına katılıyor. 1947'de Emine Hanımla evleniyor. Çocukları oluyor. Hastalığı nedeniyle işten çıkarılıyor, sıkıntılı yıllar başlıyor. Geçim için maden işçilerinin karakalem portrelerini çiziyor. 1952'de Yedikule Verem Hastanesi'nde Rıfat Ilgaz'la tanışması yaşantısının    yönünü değiştiriyor. Onun yönlendirmesiyle karikatürler çiziyor ve beğeni topluyor. Yeni İstanbul Gazetesi'nde ressam olarak çalışmaya başlıyor. 1953'te eşini de İstanbul'a getirerek Beşiktaş'ta kiraladığı bir eve yerleşiyorlar. 1956'da sahibi ve genel yayın yönetmenliğini İlhan Selçuk'un yaptığı Dolmuş dergisine giriyor. Ünlü  yazarlarla  birlikte karikatürleri yayımlanıyor. 1960'ta en uzun süre çalıştığı Akbaba dergisine geçiyor, ustalığını kanıtlıyor. "Kalender Niyazi" karakteriyle ün yapıyor. Zübük'te ve Amcabey'de de çizdikleri yayımlanıyor. 1970'ten sonra, Ümraniye'de bir ev yaptırıyor kendine. İki kızı Kadıköy Ticaret Lisesi'ni bitirerek çalışma hayatına atılıyorlar. Oğlu Turhan ise Bursa Eğitim Fakültesi Fizik Bölümü'nü bitiriyor,    muhasebecilik yapıyor.

 

 

 

1972-1976   yılları   arasında   hastalığı   ilerliyor. 1976'da  Turhan   Selçuk,   Tan   Oral,   Raşit Yakalı'nın bulunduğu bir grup çizer kendisini Ümraniye'deki evinde ziyaret edince yaşama sevincine kavuşup yeniden çizmeye başlıyor. Sağlık durumu gittikçe kötüleşiyor ve 26 Mart'ta Süreyya Paşa Sanatoryumu'nda ölüyor. 27 Mart 1978'de yakınları ve sanatçı arkadaşlarının

 

katılımıyla Çamlıca Çakaldağ Mezarlığı'nda toprağa veriliyor.

 

Burhan Solukçu'nun yaşadığı dönem, Amerikancı bir politikanın yapılandığı,

 

Cumhuriyet kazanımlarının örselendiği bir dönem olduğu için çizdiği karikatürlerinde bu dönemin eleştirisi yer alıyor. Yoksulluk, işsizlik, hastalık, sosyal adaletsizlik, gericilik, sömürü, partizanlık vb konular öne çıkıyor, alaylı bir yaklaşım gözleniyor çizgilerinde. Toplumcu gerçekçi (sosyalist realist) bir sanat anlayışı egemen. "...Karikatürlerinde emeği çizerken, çizginin de emekçisi olmuştur" diyor Kürşat Coşgun ve çizdiği önemli karikatürlerin yorumunu da yapıyor. Ayrıca "Bombacı Şükrü", "Hacivat İle Karagöz" a tiplemelerini de değerlendiriyor. Burhan Solukçu'nun oğlu Turhan, çocukluğunu anlatırken sıkıntılı yıllarına değinerek babasını yaşatamadığına üzülüyor; ama "onun ruhunu ve özlemlerini hep yaşatmaya çalışıyorum" diyor. Burhan Solukçu'nun Rıfat Ilgaz'la özel bir dostluğu olduğu biliniyor. Ilgaz'ın Pijamalılar'da, (Bizim Koğuş) sanatoryumdayken onu anlattığı kanıtlanıyor. Ilgaz, ölüm haberini alınca yazdığı uzun yazıyı şöyle bitiriyor:"...Burhan öldü mü diye soruyorum kendi kendime... Gözlerini yaşama kapadığı şu günlerde tüm mizah dergilerinde, mizah sayfalarında çiçekler gibi açılıverdi Burhan Solukçu yeniden...Ortalık Solukçu'yla bezendi." (s. 101) Ölümünün 5. yılında anılması sanatçıya sahip çıkmanın kanıtı. Genç çizerlerden Ümit Kartoğlu ile Ohannes e Şaşkal "K-ÖMÜR" adlı sergilerini Ankara'da açıp İstanbul'da yineliyorlar 1980'de. Karikatürcü Kürşat Coşgun da Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı'nın Haziran 2002 tarihli bülteninde Burhan Solukçu'yu uzun bir yazıyla anıyor. 2003'te, ustanın 75. yaşını kutlamak ve 25. ölüm yıldönümünde onu selamlamak için Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından bir anma sergisi" açılıyor. Kitabın son bölümlerinde, Rıfat Ilgaz'ın Burhan Solukçu'ya yazdığı mektuplarla birlikte, ölümünden sonra onun için yapılan etkinlikler yer alıyor. Ilgaz, Cide'den 05 Ekim 1977'de yazdığı mektupta, yaşamanın güzelliğini anımsatarak direnmeyi öneriyor: "...İşte  geldik gidiyoruz. Ha bir gün önce, ha bir gün sonra... Ne var ki, gelmişken yaşamanın tadını çıkaracağız. Yatakda da olsak... Kenefe ayağımızı sürüye sürüye gitsek de... Yaşamanın çook güzel olduğunu usta sanatçılar bizden çook önce bulup çıkarmışlar. Gerçekten öyle... Yaşamak öylesine güzel ki... Hele insan gibi yaşamak. Uğrunda ölmeye değer...” (s.132)

 

            Kürşat Coşgun, ünlü çizerimiz Burhan Solukçu ’yu her yönüyle tanıtan bir kitap hazırlayarak önemli bir görevi yerine getiriyor, onun yaşamöyküsünü sunuyor. Böylece yurdumuzda son yarım yüzyılda yaşanan olayları da gündeme taşımış oluyor.

 

Türk Dili Kasım Aralık 2006

 

 
< Önceki   Sonraki >