: : Çınar Yayınları

Anasayfa

Yayın Arama

Yayın / Yazar adı

Yayın türü:
 

Detaylı arama

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol


Önder Koç: Karartma Geceleri'nden Hababam Sınıfına; Rıfat Ilgaz... Yazdır E-posta
Önder Koç: K arartma Geceleri”nden “Hababam Sınıfı”na; Rıfat Ilgaz...

 

93 yaşında hayata gözlerini yuman, 12 Eylül 1980 malum harekatında 71 yaşında roman yazarken gözaltına alınan ve gözleri bağlı, cezaevinde yer olmadığı için Kastamonu Et ve Balık Kurumunda tutulan, hapsedilen ve son günlerde yeniden filme alınan Hababam Sınıfı'nın yazarı Türk edebiyatının ustalarından Rıfat Ilgaz geçtiğimiz günlerde yayıncı oğlu Aydın Ilgaz tarafından genç kuşaklara anlatıldı ve unutulan anılar yeniden tazelendi...

 

Paşabahçe Kültür ve Dayanışma Derneğinde düzenlenen anma toplantısına eşi ve kızıyla gelen Aydın Ilgaz babası Rıfat Ilgaz'ın hayat hikâyesini anlatırken çocukluk günlerini anımsadı, gençliği aklına geldi, baba - oğul arkadaşlığını yeniden yaşadı ve duygulandı. İsterseniz sözü bu andan itibaren usta yazarın yayıncı oğlu Aydın Ilgaz'a bırakalım;

 

"Babamlar ailede yedi kardeştiler, babam bunların en küçüğü... Kardeşlerinin büyüklerini, ağabeylerini görmemiş... Çanakkale Savaşında, Yemen'de, Suriye'de, Süleymaniye'de şehit oluyorlar...

 

“Savaş içinde doğan ve büyüyen bir insan babam...

 

“Babamın ve Sabahattin Ali'nin hayatlarında neden İstiklal harbinden, ülke sevgisinden, vatan sevgisinden söz ettiklerini , insanların cephede kırılırken etlerin, ekmeklerin tüccarlar tarafından nasıl saklandığını, fahiş fiyatla halka satılmak istenmesini hep anlatırdı bizlere..

 

“Şairin görevi çağının ilerisinde olmaktır derdi... Cide doğumlu babamın öğretmenlik yaptığı Karagümrük Ortaokulu öğrencileri için yazdığı şiiri "Sınıf" başına büyük işler açmış... Kitabın adı "Sınıf ", kitap kalın olunca, üstelik yayınevinin adı "Devrim" olunca, kitabın kabı da kırmızı renkli olunca zamanın sıkıyönetimi tarafından mimlenmiş... 6 ay kadar öğretmenlikten atılıyor... Oysa kitap okulundaki öğrenciler için yazılmış... Gelde anlat devrin hükümetine... Askeri savcıdan oluşan bilirkişi heyeti takipsizlik kararı verirken üçe iki bir general ve iki subay babamı oylayıp suçlu buluyorlar...

 

“Öğretmenlikten atılınca babamın elinde bir sertifika daha vardır... "Verem"... O yıllarda herkesi kırıp geçiren hastalık babamın da kapısını çalmadan geçmez...

 

“Karartma Gecelerine konu olan yaşamı, 12 Eylülü, 12 martı yaşayan babam onbinlerce insanın işkence tezgahlarından geçmesini 650 bin insanın insanlık dışı bir şekilde cezaevlerine tıkılmasını "Son Hasat" olarak

 

 

nitelendiriyor....650 bini 5 le çarparsanız 4-5 milyon insan cezaevleri kapılarında bekleştiler... Kimi sakat kaldı, kimi öldü, kiminin mezarı bile olmadı...

 

“12 eylülde babam tutuklandığında Cide'de "Yıldız Karayel" i yazarken Mavi Bereliler götürdüler. Kastamonu hapishanesinde yer bulunmayınca Et Balık Kurumu'nun mezbahasında tutukladılar... Babam içerde...

 

“Bir insan şiir yazıyor, 141–142 maddeden hapse giriyor... Kitabın adı sınıfmış... Sulhi Dönmezer babam için hasta ruhlu, şiirleri şiire benzemiyor diyor.

 

“Nazım ise babamı benim gibi düşündüğü halde, beni taklit etmiyor diye anlatırmış çevresindekilere...

 

“Bakanlar Kurulundan emir geliyor, onların emriyle tutuklanıyorum diyor ve ekliyor kendi kendine ‘ne şair mişim be’ diyor, ‘bakanlar kurulunun işi gücü yok benim için tutuklama emri çıkartıyor’ diyor... Askeri savcının "suçsuzdur" demesine rağmen, iki teğmen ve bir tuğgeneralin oylamasıyla içeri atılıyor usta yazar Rıfat Ilgaz...

 

Aziz abi - Aziz Nesin- subaydı, emrine verilen keçileri çaldırdı diye ordudan atılıyor. Asıl adı Nusret'tir...

 

Aziz abi , Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali devrin ünlü mizah dergisi, Marko Paşayı çıkarıyorlar... Marko Paşa 70 bin satınca gene birilerini rahatsız ediyor...Dergiyi el altından satıyorlar...1937'de rahmetli Atatürk rahatsızlanıyor ve Dolmabahçe'de yatmaya başlıyor

 

“Ne hikmetse Marko Paşa çıkınca bizimkiler tutuklanıyorlar. Tabi dergi kapatılıyor. İçerden çıkar çıkmaz "Malum Paşa", daha sonra

 

"Merhum Paşa" çıkıyor. Dergiler habire toplatılıyor... Dergide haberleri uyku saati diye yazıyorlar...

 

“Devir değişti şimdiki devrimcilerde üç günlük... Cengiz Çandar bir zamanlar Filistin gerillasıydı. Hasan Cemal'le Cumhuriyet'te 19 sene devrimcilik yaptılar... Şimdiki durumları ortada. Türkiye'nin başına gelenler yarı aydınlardır.Cahillerden daha kötü durumdalar, geçmişlerini kendilerini kolay satıyorlar. Birileri çıkıyor Türkiye’de ki aydınlara 90 milyon dolar para ödedik diye yazıyor. Bu para karşılığı mücadele olmaz....

 

“Bu memlekette köy enstitüleri kapandı yerini kuran kursları aldı... Türkiye'nin vardığı noktayı siz kıyaslayın...

 

“Hababam Sınıfı bir ekoldü.... Filmi çeken yönetmen Ertem Eğilmez.

 

 

Yapımcı ve senarist üçlü oluyorlar, telif hakkı hak getire... Mahkemeye gidiyorsun hâkim sen yayınevine bu kitabın yayın hakkını satmadın mı diyor...

 

“Babamın çok hoşuma giden bir sözü vardı... Şöyle derdi; ‘Polis şiir kitabımı alıp altını kırmızı kalemle çiziyorsa bu benim hoşuma gidiyor, takdir ediyorum. Benim en yakın arkadaşlarım beni kara kalemle çizdiler.’

 

“İşte sizlere anlatacağım Rıfat Ilgaz'dan hatırımda kalanlar...Ben Aydın Ilgaz babamdan hatırımda kalanlar savaş yılları karneyle alınan ekmekler, acı , edebiyatçıların hapislerde çürümesi.... Değişen bir şey yok..."

 

Aydın Ilgaz daha sonra babasının kitaplarını imzaladı ve dinleyicilerle bir süre sohbet etti.

 

 

 

17 Aralık 2005

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >