| Hasan Barışcan: HABABAM OKULLARI |
|
|
| Yazar Administrator | |
|
“Hababam Okulları” da nereden çıktı? Yılardır ezberledik biz onu. Hababam Sınıfı’nın adını, oyuncularını. Başta İnek Şabanı, Adile Teyzeyi, Kel Mahmut’u, Tulum Hayri’yi,Kalem Şakir’i, Badi Ekrem’i, Güdük Necmi’yi....... hangimiz unutabiliriz ki ! Bu günlerde hep onlarla birlikteyim. Ankara Üniversitesi, Kastamonu Meslek Yüksek Okulu; 10-11-12 Mayıs 2006 tarihlerinde “ “Sınıfın Efsanesi” ile başladım işe. Okumaktan yorulduğum an bahçeye çıkıyorum. Bahar, bizim bahçeye iyice yerleşti. Erik ağacının çiçekleri bembeyaz. Mini mini beyaz çiçekleri ile donandı erik ağacımız. Kayısının çiçekleri pembe pembe, açtı açacak, henüz tomurcukta. Bir iki güne kalmaz onlar da açılıverir. Bahçemiz iki bölümlü. Bir bölümü ağaçlara ait. Bu bölümde hiçbir şey yapmıyorum. Sadece suluyorum bütün yaz boyu. Serbestçe yetişen otlar insan boyunu aşıyor. İçi görünmez bir ormana dönüşüyor. Bir köşedeki gülleri, ortancaları korumak için sık sık müdahale etmek zorunda kalıyorum. İkinci bölüm ise bizim kullanımımızda olan bir bölüm. Yazın masamızı sandalyemizi atıp keyif yaptığımız bölüm. Bu bölüm, bakım istiyor, özen istiyor. Yazın rahatça kullanabilmemiz için şimdiden hazırlıklar yapmamız gerekli. Her gün bir kısmını belleyerek toprağı aktardım. Tezeklerini ezdim. Küçük büyük taşlarını ayıkladım. Saç tarar gibi kazdığım kısmı tekrar tekrar tırmıkladım. Bazı kısımlarına arnavut kaldırımı döşenen taşlardan sıra ile toprak seviyesinde taşlar dizdim. Çim tohumunu eşit şekilde ektim. Üzerine ince bir toprak serptim. Bir tahtayla toprağın üzerini takozladım. Her gün sulayarak çimlerin yeşermesini sabırla bekliyorum. Bir ay sonra çimleri biçerek, ayrık otlarını ayıklayarak yemyeşil bir bahçede dostlarımızı ağırlayacağız. Tepemizdeki kızgın güneşi bizim için durduracak olan nar ağacımız, top top meyvelerini olgunlaştıracak güneşle. Bahçede yorulunca, Hababam Sınıfı’nda dinleniyorum. Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, tiyatro kitaplarından sonra Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı İcraatın İçinde adlı romanları da yeniden okuyorum. Sanki ilk okuduğum an gibi yeniden tat alıyorum her birinden. Bu günlerde, günlük gazetelerin başlıklarını okudukça, Hababam Sınıfı’nın yazarını tüm toplum olarak yıllardır anlamadığımızı, anlayamadığımızı, anlamak istemediğimizi düşünüyorum. ‘Hababam Sınıfı’nın kitap olarak ünü, defalarca tiyatrolarda oynanışı, Filmlerinin tekrar tekrar çekilişi , toplumca coşkuyla beğenilmesinin benimsenmesinin nedeni herkesin kendi sınıfında benzer şeyleri yaşadıklarıyla özdeşleşmesinden kaynaklanıyor. Büyük ozan Ülke eğitimi, bütün bu olumsuzlukları yaşarken, günün iktidarı sadece küçük, siyasi çıkar peşinde koşmaktan başka bir şey yapmıyor. Yapması bir yana, yıllardır yapılanların iyi yanlarını da ortadan kaldırmak için sadece bozuyor. Kendi küçük siyasi emelleri için çözümü varolanı da bozmakta arıyor. İktidardan çözüm gelemeyeceğini düşündüğümüze göre, eğitimdeki bu gidişin toplumumuza faturasını en aza indirgemek için bizim bahçedeki sadece suladığımız bölüm gibi kendi başına bırakılan AYDIN MISIN Kilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş, top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyor musun
Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol şık ol yumruk ol Kara yeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alın teri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol Yollar kesilmiş alanlar sarılmış Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yanına Korkuluk ol
27 Mart 2006 / Milliyet
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




