: : Çınar Yayınları

Anasayfa

Yayın Arama

Yayın / Yazar adı

Yayın türü:
 

Detaylı arama

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol


Kadir İncesu: Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Yazdır E-posta

Kadir İncesu: “Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!..”

Rıfat Ilgaz , “...Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket… Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide’nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim...” der “Sarıyazma” adlı romanında... Ilgaz sadece “Sarıyazma”da değil daha pek çok yapıtında doğduğu toprakları ve insanlarını anlatır; “Karadeniz’in Kıyıcığında” , “Halime Kaptan” , “Yıldız Karayel” , “Kumdan Betona” , “Bacaksız Tatil Köyünde”... Ünü kendisini bile geçen “Hababam Sınıfı”da Kastamonu Muallim Mektebi anılarıdır.

 

Rıfat Ilgaz ’ın sanat anlayışının şekillenmesinde, Cide’de yaşadığı ve tanık olduğu olaylarında rolü büyüktür.

 

 “...Halkı, köylüyü, kıtı kıtına yaşayan insanları burada tanıdım. Çocukluğumun öyle duyarlı yılları oldu ki onlara uymak için gününe göre ayağımdan pabuçları çıkarıp yalınayak gezdim. Gününe göre özenti de olsa, okul arkadaşlarımın çoğunluğuna uyarak çarık geçirdim ayaklarıma. Köylü kadınlarının hâlâ bugün bile üstlerinden atmadıkları sarı yazmayı, önlüğü, kırmızı paçalığı giydiririm, gözümün önüne getirdiğim tüm köylü kadınlarına... Belleğim onların ayrıntılarıyla dolu, imgelerim onların görünümleriyle beslenip gelişir...”

 

“Sarıyazma”, Rıfat Ilgaz ’ın hem otobiyoğrafik romanının adı, hem de Cideli kadınların vazgeçemediği bir aksesuarı...

 

Rıfat Ilgaz , “...Başlarında, bellerine kadar sarkan sarıyazmalar, allı morlu önlükler, kırmızı paçalıklar, tertemiz yepyeniydi...” dediği Cideli kadınları “Sarıyazmalı” şiirinde konuk ediyor:

 

(...)

 

Avucu kınalı, gözü sürmeli,

 

Tabanı nasırlı, eli kazmalı, 

 

Kara toprak ellerinde un ufak…

 

Ellerinde bir tek tohum

 

Dolu dolu, sarı 


sarı bir başak!

 

 

Al paçalıklı sırtı küfeli,

 

Başı çifte çifte sarıyazmalı

 

Siler gibi alın terini çevrene

 

Bu kara yazıyı alnından silip

 

Kendi özyazını, kendin yazmalı!

 

(...)

 

Rıfat Ilgaz 1970’li yılların sonunda çocukluğunun geçtiği Cide’sine yerleşir.

 

“Cide’nin Geri Kalmışlığı” konusunda yapılan bir etkinliğe davet edilir. Gençlerin de ilgi gösterdiği söyleşide Cide’nin genç kaymakamı Sudi Bey, Cide ’nin geri kalmışlığının nedenlerini açık açık anlatır:

 

“Altyapı kuruluşları olmadan bir memleket nasıl kalkınabilir...”

 

“Yol daha yeni yapılmış, liman kuruluş halinde...”

 

Daha çözülmesi gereken pek çok sorundan bahseder genç kaymakam. Söz Rıfat Ilgaz ’a geldiğinde; “...Üretim olmadan kalkınma olmayacağını anlatırken ileride burası turistik bir kent olunca gelenlere memleketimiz ürünlerinden neler satabileceğimizi, her şeyini dışardan getirmek zorunda kalan gelenlerin, ne bırakacağını sordum. Hani, nerde dedim, yağ, yumurta, süt, peynir, et, balık gibi ürünler, kendimize yetiyor mu ki satalım...” der. Ancak söylemediği tek bir şey vardır: “...Söyledim geri kalmışlık nedenlerini ama, memleketin üretim düzenini değiştirmekle çözümlenebileceğini söyleyemedim...”

 

Cide ve halkının kendisine çok şey verdiğini her zaman gururla söyleyen Ilgaz onlar için bir şeyler yapmaya kararlıdır...

 

Rıfat Ilgaz çevreden gelen tepkilere rağmen Cide’nin sorunlarını ele alan piyesler yazar. Özellikle “Uzun Eşek”  adlı oyunu geçimlerini halkı sömürerek sağlayanların çok tepkisini çeker... “Uzun Eşek” adlı oyununda yol istemeyenlerin, liman istemeyenlerin gerçek amaçları sergilenmektedir. “Yol istemeyenlerin, hastalanınca yolsuzluk yüzünden doktora, hastaneye ulaşamamasıyla, liman istemeyenlerin motorlarının kıyıda parçalanmasıyla sonuçlanıyordu sergilediğimiz oyun.” diye anlatır “Uzun Eşek” adlı oyununu Ilgaz...

 

  Rıfat Ilgaz ’ın kaleme aldığı “Türk Çocukları, Türk Çocukları” adlı oyunu da öğrenciler tarafından başarıyla sahnelenir. Bu başarıyı, Çatalzeytin Festivali’nde birincilik ödülünü alarak perçinlemişlerdi; Cide’nin geleceği, umudu olan küçük öğrenciler... Öğrencilerle birlikte çekilen bir fotoğrafta gözleri ışıl ışıl parlamaktadır Ilgaz’ın da...

 

            “...Geri kalmışlığın suçlularını değil, nedenlerini arayıp bulmak için didiniyorlardı...” dediği Cideli gençler Rıfat Ilgaz ’ı umutlandırıyordu, heyecanlandırıyordu. Bu gençler Cide’nin geleceğiydi. Düşündüklerinin, onların çabasıyla filizlenmeye başlayacağına inanıyordu.

 

Cideli aydınlarla birlikte tutuklanıp Kastamonu Et ve Balık Kurumu mezbahasına kapatılıncaya kadar çalışmalarına devam etti:

 

            . Cide Lisesi müdürü Zekeriya Kaya ile işbirliği yaparak Cide folklorundan öğrencilerine yaptırdıkları derlemeleri Sarı Yazma gösterilerine dönüştürdü.

 

            .Piyesler yazdı

 

.Zamanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal ’a Pelit Ovası’ndan çıkarılan kömürlerden numune yollayarak; limana kömür boşaltma tesisinin yapılmasına önayak olur.

 

.Cidelinin bir zamanlar geçim kaynağı olan, Cide bezi üretimini canlandırmak için Ziraat Bankası’na kredi başvurusunda bulundu. Tavan aralarına kaldırılan, dokuma tezgahlarının çalışır hale gelmesi için çalıştı..

 

            .Cideli balıkçıların kooperatifleşmesi için çalışmaları başlattı.

 

            .Cide’deki defne yaprağının değerlendirilmesi için de girişimde bulunmuş... Hatta “Kumdan Betona”nın kahramanı Mühendis Nejat, Defne Yaprağı İşleme Tesisleri yapmıştır. İlk üründe alınmış, fakat sonraları çeşitli nedenlerden dolayı işletilememiştir.

 

.Cide motorlu taşıyıcılar kooperatifinin kurulmasına da öncülük etti.

 

Rıfat Ilgaz , Cide’nin kalkınması, halkının yoksulluktan kurtulması için onlarla birlikte mücadele etti. 10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali sırasında sohbet ettiğimiz Ali Osman Tuğtepe bize şunları söylemişti: “Turizmin burayı çok çabuk kalkındıracağını ta o zamanlar görmüştü. Rıfat Ilgaz balıkçılığı, turizmi teşvik etti, ileriyi de gördü. Memleketin gözünü açtı...”

 

Ali Osman Tuğtepe , Rıfat Ilgaz ’ın teşvikleriyle Cide’nin ilk balıkçı motorlarından birini aldığını da gururla ifade ediyordu. Tuğtepe şu anda Cide’nin ilk restaurant ve otellerinden birini işletiyor..

 

Rıfat Ilgaz , Türk Basın Birliği Kastamonu Şubesi tarafından “Yılın Seçkin Hemşerisi” ödülünü başkan Siyami Özel’in elinden aldığında şunları söyler;

 

“...Zaten Kastamonu’nun öz hemşerisiyim. Burada önemli olan “Seçkin Hemşeri” olmaktı...”

 

Halkını çok seven Ilgaz’ı hemşerileri de bağırlarına basmışlardır.

 

Kastamonu’daki “T.C. Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi”, “ Rıfat Ilgaz Sokak” Cide’deki Rıfat Ilgaz Caddesi”, “ Rıfat Ilgaz Çocuk Bahçesi”, bu sevginin bir ispatı değil de nedir?

 

Rıfat Ilgaz ’a olan sevgilerini her fırsatta gösteren hemşerileri, bir adım daha attı geçtiğimiz günlerde... Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Bahri Gökçebay, 10-11-12 Mayıs 2006 tarihlerinde Rıfat Ilgaz Sempozyumu düzenlemek için, tüm Kastamonuluların da desteğiyle “Onu bilimsel yönden ele almak, bağımsız kalmanın da ipuçlarını verecek günümüz aydınlarına.” düşüncesiyle  çalışmalara başladı.

 

 

Rıfat Ilgaz ’ı çok seven dostlarından  biri de Süleyman Salcı ’ydı.

 

 Birbirlerini çok severlerdi. Bu öyle bir sevgiydi ki; Süleyman Salcı torununa, Rıfat Ilgaz adını veriyordu. Sevenleri, Rıfat Ilgaz ’ı ölümünün 2. yılından başlayarak düzenlediği Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali ile anıyor. Rıfat Ilgaz ’ın 1911 yılında dünyaya geldiği ev Cide Belediyesi tarafından aslına uygun olarak yeniden yapılıyor. Cide Belediye Başkanı Necdet Demir, evin bu yıl 11. si düzenlenecek olan Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali’ne yetiştirileceği sözünü de verdi. Kültür evi ve müze olarak düzenlenecek olan evin, bir an önce bitmesi için yardımlarınıza ihtiyacımız var.

 

 

Cumhuriyet Tarım Eki 2006

 

 
< Önceki   Sonraki >